 İNSANIN TEMEL GÖREVİ VE İSLAM (1) "Nefha'i Rahman Ve Rahim’’ Olup sonsuzluğun tohumunu içinde taşıyan, ve ilahî vahyin tek muhatabı olan insanın temel görevi; "İslam’ı anlayıp uygulamak, hayatına geçirip yaşamak, iman edip müslüman olmak ve olgunlaşarak mü’minliğe erişmek"tir. Yüce Yaratan da bunu böyle istemektedir. “Araplar “İman ettik” dediler. De ki “Siz iman etmediniz. Fakat İslam olduk deyin. Henüz iman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah ve onun resulüne itaat ederseniz; Allah amellerinizden hiç bir şey eksiltmez.” Allah Gafûr’dur, Rahim’dir.” “ Mü'minler ancak şu kimselerdir ki; Allah'a ve resulüne iman ederler. Sonra şüphe etmezler. Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda çaba sarf ederler. İşte bunlardır dürüst ve sadakatli olanlar. (49/14,15) Allah’a teslim olmak anlamında kullanılan İslam kavramı; "itaat etmek, boyun eğmek, barış, emniyet ve tüm korkulardan emin olmakla mutluluk bulmak" anlamlarına da gelir. Kur’an-ı Kerim, Ehl-i Kitab’a vahyedilen dine; İslam demiştir. Kur’an’daki Ehl-i Kitab terimi, sadece Yahudi ve Hıristiyanları işaret eder. Bugün dar çerçevede Ehl-i Kitab "Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanları içerse de; geniş manâda, "Zerdüşti, Budizm ve Brahman dini de dahil olmak üzere; ilk peygamberden son peygambere kadar, bütün resullerin ve nebilerin tebliğ ettikleri vahiy kaynaklı tüm kitap ve sayfaların muhatapları Ehl-i Kitap’dır . “Gerçekten, biz Nuh’û kavmine gönderdik de, o “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yok. Size çok büyük bir günün azabının inmesinden korkuyorum.” dedi. (7/59) “Ad’a da kardeşleri Hud’u gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yok. Hala sakınmıyor musunuz?” (7/65) “Semud’a da kardeşleri Salih’i gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yok…” (7/73) “Medyen’e de kardeşleri Şuayp’ı gönderdik. Şöyle dedi: Ey kavmim ! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yok.” (7/85) Hz. İbrahim ve Hz. İsmail ise Kabe’yi inşa ederlerken; “Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan kıl. Soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet çıkar. Bize ibadet yerlerimizi göster, bizim tövbemizi kabul et. Şüphesiz tövbeleri kabul eden, Rahim olan sensin.” (2/128) diyerek Yüce Allah’a yakarmışlardır. Ayrıca hem Hz. İbrahim hem de Hz. Yakup oğullarına şu vasiyette bulunmuşlardır: “…Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçmiştir. O halde ancak Müslümanlar olarak can verin.” (2/132) “Evet, siz, Yakup’a ölüm geldiği zaman oğullarına “Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?” dediğinde, “Senin ilahına; ataların İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın ilahına; O tek olan ilaha kulluk edeceğiz ve O’na teslim olacağız” dediklerine şahitsiniz.” (2/133) Ayetlerinden anlıyoruz ki; tüm peygamberler Allah’ın birliği (Tevhid) akidesi ile görevlendirilmişlerdir. “O size, dini konularda Nuh’a emrettiğini, sana vahyettiğimizi; İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: “Dini dosdoğru tutun, onda bölünüp fırkalara ayrılmayın…”” (42/13) “Şöyle deyin; Biz Allah’a inandık ve bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a, onun torunlarına indirilene, Musa’ya ve İsa’ya verilene ve Rableri tarafından diğer nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız. Biz yalnız O’na teslim olanlarız.” (2/136) Kur’an-ı Kerim’in bu beyanları; hem gönderilen peygamberlerin ve dolayısıyla da kitapların; birbirini doğrulayıp tamamladığına işaret etmektedir. “Şüphesiz içinde hidayet ve ışık olan Tevrat’ı indiren Biziz. Allah’a teslim olmuş nebiler, Yahudilere onunla hüküm verirlerdi. Kendini Rabbe adayanlar ve alimler de Allah’ın kitabından korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi…” (5/44) Kur’an’ın bu beyanı, İsrail oğullarına gönderilen; Hz. Musa ve diğer peygamberlerin uyguladığı kitap olan, Tevrat yasaları ve emirlerindendir. İsrail oğullarına gönderilen bir diğer resul de Hz. İsa’dır. Hz. İsa yeni bir kural, yeni bir şeraitle gönderilmesine rağmen, kendisinden önce gönderilen Tevrat’ı doğrulamış ve tasdik etmiştir. “Biz Meryem oğlu İsa’yı, onların izi üzerine Tevrat’tan ellerinde olanın doğruluğunu tasdik edici olarak gönderdik. Ona, içinde hidayet ve ışık olan Tevrat’tan ellerinde kalanı tasdik eden, korunanlara bir hidayet ve öğüt olan İncil’i verdik. O halde İncil’e uyanlar; Allah’ın onunla vahyettikleri doğrultusunda hüküm versinler. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar gerçekten fasıklardır.” (5/46,47) Daha sonra yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla Hz. Muhammed gönderilmiştir. Hz. Muhammed de kendisinden önce gönderilenleri doğruluyor ve tasdik ediyordu; “Sana da ellerindeki Kitab’ı tasdikleyici ve onu gözetleyip doğruluğunu belirleyici olarak bu kitabı hak olarak verdik. O halde onlar arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet” (5/48) Ali GÜR (Devam edecek)
|